İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İş Dünyasından Yönetim Felsefeleri – Taylorizm

Kimine göre günümüzün iş dünyasına ait temel kuralların yazarı, kimine göre ise sömürü düzenin ilk temelini oluşturan ve mezar taşına dahi  “Bilimsel Yönetimin Babası” yazdıran Frederick Winslow Taylor.

Bulduğu ve geliştirdiği teoriler ile yaşadığı dönemin iş dünyasına şeklini vermekle kalmamış kendinden sonraki dönemde de felsefesi oldukça etkili olmuştur. İşçiler üzerine geliştirdiği sistemler büyük bir sömürü düzenine yol açsa da çağının popüler felsefesi olarak kalmıştır. Amerika’daki iş gücü eksikliğini, verim ve makineleşme ile dengelemiş bu nedenle üretim ve karlılığı ciddi oranda arttırmış. Peki mezar taşında “Bilimsel Yönetimin Babası” olarak yazdıran bu adamın düşünceleri nelerdir?

-Yeni Bir İş Kolu “Yönetici”

Yönetici kavramı ilk olarak sanayi devrimi sonrası gün yüzüne çıktı. Atölyelerden büyük fabrikalara geçilmesi ile birlikte yönetilecek organizasyonlar karmaşık bir hal almış ve yönetici sınıfını doğurmuştu. Yönetici sınıfının amacı alt düzey çalışanlardan en fazla faydayı almaktan ve onları denetlemekten geçiyordu. Bu denetleme dünyanın alışkın olduğu askeri sistemler içerisinde bulunan emir komuta zincirinden çok iş gücünün dayanışma içerisinde koordine edilerek yönlendirilmesinden geçiyordu. Yöneticiler her ne kadar ilk zamanlarda askeri metodolojileri kullansalar da zamanla sosyal bilimlerden yardım almış, sadece konumu getirdiği gücü değil ayrıca ikna ve uzlaşma gibi iletişim kanallarını da kullanmaya başlamışlardı.

-Makine Parçaları

Taylor’un sisteme dair temel hedefi verimin arttırılmasıydı. Verim için en kilit unsur ise işçilerdi. 19.Yüzyılın sonunda Amerika, büyük bir iş gücü eksikliği yaşanmaktaydı. Böyle bir dönemde mevcut iş gücünün doğru kullanılması üretimin kapasitesinin artması için şarttı. Bu sebeple Taylor, işçilerin performanslarına odaklanarak onlardan maksimum verim almayı planladı. Çalışanları iki kesime ayırdı. Birincisi için çok zeki insanlar gerekliyken ikincisi için zekanın bir önemi yoktu. İşi yapan kişilerin yönetim biliminin ilkelerini anlamayacağını ve “yetersiz zihinsel kapasite” olacağını söylüyordu. Bu sebeple de sürekli olarak yönlendirilmeleri gerekli olduğunu düşünüyordu. İnsanların daha akıllı yöntemlerle çalışmasını bekliyor ancak onlardan akıllı olmasını beklemiyordu.

Taylor’un işçiler için fikirleri sadece bu kadar değildi. Bir işçinin ne kadar düşünmezse o kadar iyi olduğunu savunuyordu. İşin başlangıç ve bitiş zamanlarını hesaplayarak işçilerden bir makine parçaları gibi düzenli olarak aynı hızda çalışmasını istiyordu. Sistem içerisinde insanlar, bir makinenin dişlileri olarak görülmüştü. Bu çalışma şekliyle işçilerin, tüm üretim çemberinden değil sadece belli bir alanından sorumlu olması istenmekteydi.

-Verim

Taylor fikirlerini harekete geçirdi ve ilk defa “verim” kavramına odaklandı. Üretim üzerindeki tüm süreçleri yönetici sınıfına bağlayarak patronları ve işçileri devre dışı bıraktı. Artık işçi ve patronlar üretim hakkında düşünmüyor bunun yerine yönetici sınıfı işçinin yapması gereken işleri denetlerken bunu patronlara sunuyordu. Oluşturduğu standartlar ile artık sistematik olarak daha fazla ürün ortaya çıkıyordu. Bu şekilde patronlar daha çok kar elde ederken işçiler özgür bir hareket alanı bulamıyordu.İlk zamanlarda bu durum işçilerin belirli alanlarda uzmanlaşması için iyi bir fırsat olsa da yarattığı monotonluk bir süre sonra çatlak seslere yol açmıştı.

Taylor’un yönetici sınıfına ait görüşleri de pek iç acıçı değildi. Kendisinden önce işçilerin çalışma hızlarına ait bir veri olmadığı için yöneticileri de yönetim konusunda son derece eksik buluyordu. Çalışma alanlarında performansın artması için sadece işçilerin insiyatif almasını bekleniyordu ki bu da Taylor’un istemediği bir sistemdi.

-Devrim İçinde Devrim

Taylorun fikirleriyle sanayi devriminde yeni bir çığır açmıştı. Yeni çalışma metodu ile daha fazla ürün çıktısına erişiliyor ve bu nedenle gelir artıyordu. Öyle ki bu sistem ABD’nin bile kalkınmasında önemli rol oynadı.  Artık fabrikalar kar odağından çıkarak verim kavramını kullanıyordu. Çünkü verimli bir çalışma, karı da peşinden getiriyordu. Patronlar bu sistem içerisinde belki en mutlu olanlardı ancak işçiler için aynısı söylenemezdi. Onlar artık düşünmeyen bu sebeple yaratıcılıklarını kaybeden ve sadece bir tek işi yapan birer makine haline gelmişlerdi. Ayrıca bir süre sonra bu sistem içerisinde karının işçilere yansımaması yeni bir sorun daha oluşturmuş ve sendikalaşma sürecini hızlandırmıştır.

Taylorizm ile işçilerin daha hızlı ve verimli çalışması işlerin daha kısa sürede bitmesine neden olmuş. İşçiler böyle bir durumda işsiz kalacağını düşünmüşlerdi. Ancak Taylor daha çok çalışma için ekstra ücret ödeneceğini bildirmiş ve bu ücretin elde edilen kardan aktarılacağını açıklamıştır. İşçiler, üretim artışının ücretlerini yansıması ile sistemi benimsemiş ve daha çok çalışması ile üretim kapasitesi ciddi olarak artmıştır. Ancak bir süre sonra ücretler, tek motivasyon kaynağı olmaktan çıkmıştır.

Lenin Taylor’un fikirlerini duyduğu zaman bu sisteme sömürü düzeni olduğunu söyleyecek ancak her ne kadar sömürü düzeni olarak hitap edilse de Sovyetler birliğinde Taylorizm zamanla uygulanacaktı. Uygulama, diğer bölgelerden farklı olarak, işçilere verilen görevler zamanla emirlere dönüşecek ve işçiler görevleri ödül beklentisinden ziyade ceza korkusundan yapacaktı. Sistemin Sovyetler birliğinde bu şekilde dikte ettirilmesiyle uygulanan yöntem bir süre sonra Sert Taylorizm adını alacaktı.

Tüm kazanımlarına rağmen Taylorizm, her ne kadar üretimi arttırmış olsa da insanı bir makinenin dişli çarkı olarak düşünmüştü. Çeşitli işler hakkında bilgi sahibi olan işçiler zamanlar tek bir işe odaklanacak ve bu durumu daha sonra fordizm ile içinden çıkılmaz bir hale gelecekti. Bu süreç başta gelirin artması nedeniyle işçiler arasında sorun olmasa da daha sonra insanca yaşama kriterleri ile bağdaşmayacak ve işçi hakları, sendikalaşma gibi yeni oluşumları doğuracaktı.

Taylor’un metotları sanayi devriminde köklü bir yenilik yaratmış olmakla birlikte günümüzün yeni yönetim metodolojileriyle bağdaşmamakta. Ancak hala Taylor’un çalışma zihniyetine sahip insanların 21.yüzyıl içerisinde var olması da günümüzün acı gerçeği.

Paylaş

Bir yorum

  1. Mahmut abat Mahmut abat 23 Nisan 2020

    Çok uzağa gitmeye gerek yok. Birçok fabrikada taylorizm’i görmek mümkün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Show Buttons
Hide Buttons